ÖNEMLİ DOĞA ALANLARINI SAVUN

Başlangıç » KIYI ALANLARINDA VUKUATLAR

KIYI ALANLARINDA VUKUATLAR

ÖDA SAVUN PROJESİ KAPSAMINDA İZLENEN ve HABİTAT TAHRİBATLARINA KARŞI SAVUNULAN
VUKUATLI KIYI ALANLARI

öda savun har1

Kod= Turuncu ise yerelden gelen bilgi veya yerinde tespit üzerine vukuatlı alan ÖDA Savun envanterine alındı ve web sitelerinde duyurma, basında yer verme ve sorumlu kurumlarla resmi kanaldan temasa geçerek girişimde bulunuldu

Kod= Siyah ise yerelden gelen bilgi veya yerinde tespit üzerine vukuatlı alan ÖDA Savun envanterine alındı, proje web sitelerinde yayınlandı, basın yoluyla kamuoyu ile paylaşıldı ve gerektiği durumlarda yerelde aktif çalışan destek isteyen yerel STK ve çevre oluşumlarına destek verildi. Sorumlu kurumlar nezdinde gerekti şekilde girişimde bulunulmak üzere hazırlık yapılıyor.

Kod= Mavi ise vukuat ÖDA Savun projesi öncesi bir izlemedir. Sahada kıyı alanları izleme çalışmaları sırasında sorunlu bölgelerde önceki yıllarda SAD tarafından gerekli girişimlerde bulunuldu 

***
***

öda savun har2

öda savun har6

Çanakkale   M-17-Karabiga-HT01: (Karaburun, 2014-2016) Karabiga-Aksaz arası kıyılarda termik santraller inşa edilmesi bilgileri basın ve yerel halktan tarafımıza ulaştı. Bunlardan biri Karaburun TS projesi olup, 2014 Nisan ayından günümüze kadar Karabiga Temiz Doğa Derneği, Çanakkale İDA Platformu, SAD-AFAG ve bölgeden birçok doğa korumacıların ayrı ayrı ve birlikte çalışmaları sonucunda Karaburun-Fener-Büyük Mersin koyu bölgesinde bakir kıyılarda bitişik nizam yapılması düşünülen termik santral ve kül dökme sahaları  arasında kalan bu bölge diğerleri gibi yakından takip ediliyor. SAD-AFAG ÖDA Savun projesi kapsamında ayrıca gerek Belediye Başkanı gerekse Belediye Meclis Üyeleri ile temasta olarak ve görüşmelerde bulunarak Karabiga kıyılarının ekolojik ve yöre halkı bakımından sosyolojik önemi aktarıldı. Bu görüşmelerde elde edilen bulgular ve kapsamlı Karabiga Biyolojik Çeşitlilik Raporumuz çerçevesinde bilgiler verildi. Karabiga Karaburun mevkinde bölgede çok hassas bir konumda olan ve yapılması halinde ciddi ekolojik zarar verecek bir termik santral durumunda. ÇED açık bir şekilde tartışmalı bir noktada ve iyice anlaşıldığı üzere ÇED Raporu özellikle ekosistem ve türler üzerine birçok eksik, yanlış ve yanıltıcı bilgiler içeriyor. Araştırmalarımızla bunların aksi ispatlandı ve belge-bilgi-görseller mahkemeye, DKMP Gn. Md. lüğüne ve ayrıca yatırımcı kuruluşa yazılı olarak iletildi. Ayrıca SAD olarak, gerek 2015’de gerekse 2016’da bölgede yatırım yapmayı planlayan firmalardan bazıları ile karşılıklı görüşmeler yapılmış ve Karabiga kıyılarındaki doğal yaşam ve özellikle nesli azalan Akdeniz fokunun varlığı ve bozulmamış habitatları birebir aktarıldı ve ikna edildi. Bölgede Karaboyunlu dalgıçlar (düzenli kışlama ve beslenme), Tepeli karabatak kolonileri (yerel ve üreyen popülasyon), Yarasalar (kayalık kıyılarda ve kıyı mağaralarında üreme), Akdeniz foku (yerel popülsyon ve üreme), Su samuru (yerel popülasyon ve üreme), Atmaca, Tilki, Çakal tespit edilen ve belgelenen bazı yabanıl türlerdir.  

Sonuç: Karabiga Karaburun mevkinde projelendirilen termik santral inşası uzun süredir beklemeye alındı ve başlamadı. Hukuki süreç halen devam ediyor. ÇED oldukça tartışmalı konumda.  Link 1   Link 2   Link 3   Link 4   Link 5   Link 6   Link 7   Link 8   Link 9

Çanakkale M-17-Karabiga-HT02: (Söğütlü Yalı, 2014-2016) Karabiga-Aksaz arası kıyılarda termik santraller inşa edilmesi bilgileri basın ve yerel halktan tarafımıza ulaştı. 2014 Nisan ayından günümüze kadar Karabiga Temiz Doğa Derneği, Çanakkale İDA Platformu, SAD-AFAG ve bölgeden birçok doğa korumacıların ayrı ayrı ve birlikte çalışmaları sonucunda Karabiga-Aksaz arası bakir kıyılarda bitişik nizam yapılması düşünülen termik santral ve kül dökme sahaları inşaları gelişmeleri yakından takip ediliyor. SAD-AFAG ÖDA Savun projesi kapsamında ayrıca gerek Belediye Başkanı gerekse Belediye Meclis Üyeleri ile temasta olarak ve görüşmelerde bulunarak Karabiga kıyılarının ekolojik ve yöre halkı bakımından sosyolojik önemi aktarıldı. Bu görüşmelerde elde edilen bulgular ve kapsamlı Karabiga Biyolojik Çeşitlilik Raporumuz çerçevesinde bilgiler verildi. Karabiga Karaburun mevkinde bölgede çok hassas bir konumda olan ve yapılması halinde ciddi ekolojik zarar verecek bir termik santral durumunda. ÇED açık bir şekilde tartışmalı bir noktada ve iyice anlaşıldığı üzere ÇED Raporu özellikle ekosistem ve türler üzerine birçok eksik, yanlış ve yanıltıcı bilgiler içeriyor. Bölgede karaboyunlu dalgıçlar (düzenli kışlama ve beslenme), Tepeli karabatak kolonileri (yerel ve üreyen popülasyon), Yarasalar (kayalık kıyılarda ve kıyı mağaralarında üreme), Akdeniz foku, Su samuru, Atmaca, Tilki, Çakal tespit edilen ve belgelenen bazı yabanıl türlerdir.  

Sonuç: Karabiga Belediyesi Meclisi Güvercinli’de Cenal AŞ nin dışında kalan tüm termik santral başvurularına olumsuz görüş verme kararı aldı. Yöre halkı da buradaki termik santrali kesin istememekte olup, ÇED değerlendirme toplantısının yapılmasına karşı çıkmıştır.  Link 1

Çanakkale   M-17-Karabiga-HT03: (Fırıncık, 2014-2016) Karabiga-Aksaz arası kıyılarda termik santraller inşa edilmesi bilgileri basın ve yerel halktan tarafımıza ulaştı. 2014 Nisan ayından günümüze kadar Karabiga Temiz Doğa Derneği, Çanakkale İDA Platformu, SAD-AFAG ve bölgeden birçok doğa korumacıların ayrı ayrı ve birlikte çalışmaları sonucunda Karabiga-Aksaz arası bakir kıyılarda bitişik nizam yapılması düşünülen termik santral ve kül dökme sahaları inşaları gelişmeleri yakından takip ediliyor. SAD-AFAG ÖDA Savun projesi kapsamında ayrıca gerek Belediye Başkanı gerekse Belediye Meclis Üyeleri ile temasta olarak ve görüşmelerde bulunarak Karabiga kıyılarının ekolojik ve yöre halkı bakımından sosyolojik önemi aktarıldı. Bu görüşmelerde elde edilen bulgular ve kapsamlı Karabiga Biyolojik Çeşitlilik Raporumuz çerçevesinde bilgiler verildi. Karabiga Karaburun mevkinde bölgede çok hassas bir konumda olan ve yapılması halinde ciddi ekolojik zarar verecek bir termik santral durumunda. ÇED açık bir şekilde tartışmalı bir noktada ve iyice anlaşıldığı üzere ÇED Raporu özellikle ekosistem ve türler üzerine birçok eksik, yanlış ve yanıltıcı bilgiler içeriyor. Bölgede Karaboyunlu dalgıçlar (düzenli kışlama ve beslenme), Tepeli karabatak kolonileri (yerel ve üreyen popülasyon), Yarasalar (kayalık kıyılarda ve kıyı mağaralarında üreme), Akdeniz foku, Su samuru, Atmaca, Tilki, Çakal tespit edilen ve belgelenen bazı yabanıl türlerdir.  

Sonuç: Karabiga Belediyesi Meclisi Güvercinli’de Cenal AŞ ninki dışında kalan tüm termik santral başvurularına olumsuz görüş verme kararı aldı. Yöre halkı da buradaki termik santrali kesin istememekte olup, ÇED değerlendirme toplantısının yapılmasına karşı çıkmıştır.  Link 1

Çanakkale  M-17-Karabiga-HT04: (Klarya Yalısı, 2014-2016) Karabiga-Aksaz arası kıyılarda termik santraller inşa edilmesi bilgileri basın ve yerel halktan tarafımıza ulaştı. 2014 Nisan ayından günümüze kadar Karabiga Temiz Doğa Derneği, Çanakkale İDA Platformu, SAD-AFAG ve bölgeden birçok doğa korumacıların ayrı ayrı ve birlikte çalışmaları sonucunda Karabiga-Aksaz arası bakir kıyılarda bitişik nizam yapılması düşünülen termik santral ve kül dökme sahaları inşaları gelişmeleri yakından takip ediliyor. SAD-AFAG ÖDA Savun projesi kapsamında ayrıca gerek Belediye Başkanı gerekse Belediye Meclis Üyeleri ile temasta olarak ve görüşmelerde bulunarak Karabiga kıyılarının ekolojik ve yöre halkı bakımından sosyolojik önemi aktarıldı. Bu görüşmelerde elde edilen bulgular ve kapsamlı Karabiga Biyolojik Çeşitlilik Raporumuz çerçevesinde bilgiler verildi. Karabiga Karaburun mevkinde bölgede çok hassas bir konumda olan ve yapılması halinde ciddi ekolojik zarar verecek bir termik santral durumunda. ÇED açık bir şekilde tartışmalı bir noktada ve iyice anlaşıldığı üzere ÇED Raporu özellikle ekosistem ve türler üzerine birçok eksik, yanlış ve yanıltıcı bilgiler içeriyor. Bölgede karaboyunlu dalgıçlar (düzenli kışlama ve beslenme), tepeli karabatak kolonileri (yerel ve üreyen popülasyon), yarasalar (kayalık kıyılarda ve kıyı mağaralarında üreme), Akdeniz foku, Su samuru, Atmaca, Tilki, çakal tespit edilen ve belgelenen bazı yabanıl türlerdir.  

Sonuç: Karabiga Belediyesi Meclisi Güvercinli’de Cenal AŞ ninki dışında kalan tüm termik santral başvurularına olumsuz görüş verme kararı aldı. Yöre halkı da buradaki termik santrali kesin istememekte olup, ÇED değerlendirme toplantısının yapılmasına karşı çıkmıştır.  Link 1

Çanakkale  M-17-Karabiga-HT05: (Güvercinli, 2012-2016) Projeden önce ve bölgede başlayan bir kıyı yatırımı. Çanakkale ve Karabiga’dan yöre halkının olumsuz görüşleri ve hukuki süreç dahil tüm çabalarına rağmen Cenal termik santrali Karabiga Güvercinli yalısında yapıldı. Bu termik santral Karabiga-Aksaz arasındaki 15 km.lik değerli kıyı habitatında planlanan 5 termik santralden biri konumunda. Diğer dördü yapılmadı. Güvercinli kıyılarındaki Cenal TS ile kara, kıyı ve deniz habitatı içindeki canlı türleri ile birlikte yok oldu.  Link 1   Link 2   Link 3

öda savun har5

İzmir  E-35-Karaburun-HT01: (İçme, 2013-2016) Karaburun İçme kıyısında yasadışı ev inşası ve denize kadar inen taş duvar setleri tespit edildi. SAD-AFAG durumu Karaburun Kaymakamlığı, Karaburun Belediye Başkanlığı ve İzmir Valiliği’ne resmi yazılarla iletti. İzmir Koruma Kurulu’na sorulduğu üzere, buradaki kıyı alanının Doğal SİT alanı içinde kaldığı, durumun yasadışı olduğu ve yıkımın gerektiği yazılı olarak cevap alındı. Hem yapının kendisi hem de kıyıda örülen taş duvar yapıların kesinlikle izinsiz olduğu anlaşıldı. 

Sonuç: Akdeniz foku habitatı olan kıyıda yasadışı evin yıkım kararı resmi kanallardan alındı. Karaburun Belediyesi bu karara rağmen evin yıkımını yapmadığı görüldüğünden SAD-AFAG tekrar bu kararın yerine getirilmesi için girişimde bulundu. Karar rağmen yıkım gerçekleşmez ise proje kapsamında Dernek tarafından hukuki sürece başvurulacak. Link 1  Link 2

İzmir E-35-Karaburun-HT02: (Sasko, 2016) Karaburun Eşendere SASKO yazlık kooperatifinde günü birlik yapıları tespit edildi. Linkte görüleceği üzere SAD üzerinden resmi dilekçeler ve ekinde Kıyı Kanunu başta olmak üzere yasadışı durum ilgili kurumlara iletildi. Mülga Karaburun Yerel Fok Komitesi gönüllüleri de yerinde incelemelerde bulunarak iletişim ve kolaylaştırıcılık ürettiler. Yapılan yasadışı beton platformlar, duşluklar ve denize inen merdivenin yıkımı için Karaburun Kaymakamlığı ve Çevre Koruma Ünitesi  harekete geçti. SASKO sitesi yönetimi alanın eski hale getirilmesi üzere gereken yıkım ve temizlik çalışmalarını yaparak, ilgili resmi kurumlar ve bizler ile yazılı iletişim kurarak koordinasyon ve bilgi akışı sağladılar. Halkın denizden faydalanmak üzere ihtiyaç duyduğu temel yapıların yerinde ve sağlıklı planlanması sağlandı.

Sonuç: Kıyıdaki yasadışı yapılarla oluşan betonlaşma yıkılarak ortadan kaldırıldı, alan eski haline getirildi. SAD-AFAG Karaburun Temsilcisi vasıtası ile kıyı yapılarının plan ve koordinasyon içinde üretilmesi hususunda yerel halk ile ilgili kurumlar arası işbirliği sağlandı.  Link 1   Link 2  Link 3

İzmir E-35-Karaburun-HT03: (Hamzabükü, 2004-2016) Karaburun Hamzabükü mevkiinde kıyıda yazlık ev inşası. Bölgenin 1. derece Doğal SİT alanı olduğu tespit edildi. yazlık evin bizzat kendisi zaten yasadışı olmakla birlikte ev inşası ve hafriyat çalışmaları sırasında oldukça büyük kaya parçalarının yukardan denize döküldüğü ve evin bulunduğu kayalıkların tam altındaki fok mağarasını tahrip etmeye başladığı belgelendi. Türkiye’nin önemli üniversitelerinden birinde Mimarlık Fakültesinde görev alan Prof. Dr. sıfatlı bir akademisyen şahıs hakkında  suç duyurusunda bulunuldu. Durum fotoğraflı olarak sorumlu kurum ve kuruluşlara rapor edildi. Şüpheli şahıs ağır ceza mahkemesinde yargılandı ve faaliyetine son vermesi hususunda  uyarı ve ceza aldı.

Sonuç: Kıyıdaki kaça ev yapımı durduruldu. Ancak bu evin tümünün yıkımı henüz gerçekleşmedi. Öte yandan kıyıya dökülen kayalarla ağzı tamamen kapanan kovuk yapıları artık deniz memelilerince kullanılamıyor ancak ağzı açık kalan büyük mağarayı fokların kullanmaya devam ettiği görüldü. Link 1

İzmir  E-35-Karaburun-HT04: (Hamzabükü, 2004) Karaburun Hamzabükü mevkiinde kıyıda yazlık ev inşası tespit edildi. Bölgenin 1.derece Doğal Sit alanı olduğu anlaşıldı. Yazlık evin izinsiz ve ruhsatsız olduğu tespit edildi. Söz konusu ev yapımı sırasında elbette kıyı yapısı zarar görmüş ve kıyıdaki doğal kayalık kıyının doğal yapısı da değişmişti. SAD tarafından yapının yıkılması üzere gerekli girişimler yapılmadan önce yapı sahibine hakkında şikayet sözkonusu olacağı hususunda bilgi ulaştırıldı. Yasadışı evin sahibi buna rağmen önce önlem almadı.

Sonuç: Tekrar uyarılarda ve hatırlatmalarda bulunuldu ve kaba inşaat safhasındaki yapı SAD-AFAG girişimleri sonucunda bizzat sahibi tarafından yıkıldı.

İzmir  E-35-Karaburun-HT05: (Aslan Burnu, 2010-2011) İzmir-Foça-Karaburun arası deniz seferleri yapacak deniz feribotu iskelesi Karaburun Aslan Burnunda planlandı. SAD deniz ulaşımını her zaman destekleyen bir dernek olarak bunun Karaburun için hem ulaştırma hem de doğa koruma bakımından faydalı olacağını belirterek destek yazısı gönderdi. Ancak yer seçiminin son derece yanlış olduğunu vurguladı. Yaklaşık 2 yıl süren görüşme, tartışma ve yazışmaların ardından ilgili resmi kurumlar, Karaburun Belediyesi ve yöre halkı SAD-AFAG ile aynı noktaya geldiklerini beyan ederek feribot iskelesinin Karaburun merkezde mevcut balıkçı barınağı dışında yeni bir yanaşma iskelesi ile olması gerektiğine dair mutabakata varmışlardır.

İzmir  E-35-Karaburun-HT06(Dolungaz mevkii, 2012) Karaburun Feribot İskelesi ve Marina projesi Saipaltı veya Karaburun seçenekleri olmasına rağmen yine Karaburun’un bakir başka bir kıyısına kaydırılmak istendi. Karaburun’da farklı paydaşların görüşmeleri ve toplantıları sonucunda SAD-AFAG’ın bölgedeki etkin çalışmaları ve sunduğu bilgi belgelerle Karaburun Belediyesi söz konusu projelerin bu bakir ve doğallığını koruyan kıyılarda yapılması fikrinden vazgeçti. SAD dan çıkan resmi yazışmalar ve ekli raporlar ilgili Linklerde verilmektedir. 

İzmir  E-35-Foça-HT01: (Orak Adası, 2016) Başta nesli dünya çapında tehlike altında olan Akdeniz foku ve yanı sıra Tepeli karabatak üreme kolonileri, Akkarınlı sağanlar, Angıtlar ve Küçük kerkenezlerin bulunduğu Foça Orak Adası’nda inanılmaz bir fütursuzluk yaşanıyor. Ancak bunun önüne geçilecek adımlar SAD-AFAG tarafından atılmaya başlandı. 

Akdeniz foklarının korunma alanı olduğu için batıdaki Siren kayalıklarında karaya çıkmanın bile yasaklandığı Foça Orak Adası’nın güneydoğu sahilinde kendisine bir kulübe ve bir çardak kurup orada yaşamakta olan bir şahıs tespit edildi. Bu örnekle ilk defa bir şahıs Orak Adası’nı bir nevi yerleşime açmış oldu. Bu eylem elbette yasadışı ancak herşeyin bir ilki vardır!.. Ve yapılaşma tehdidi artarak devam edebilir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı TVK Genel Müdürlüğü, Foça Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile T.C. İzmir Valiliği yetkililerinin gözünden kaçtığını düşündüğümüz durumu tüm kurum kuruluşların dikkatine sunduk. Bu yapılaşmanın ada üzerinde başkaları tarafından da benzer binalar yapılarak devamı gelebileceği gibi aşağıda fotoğraflarda görülen yapılaşmanın büyütülme riski var. İllegal olan bu yapılaşmanın Yetkililerce ivedilikle önüne geçilmesi gerekir. Aksi takdirde SAD olarak hukuki sürece başvurma çerçevesinde Savcılığa suç duyurusunda bulunulacak. Foça ve karşısındaki adalar 1990 yılında ÖÇKB olarak ilan edilmiş bir korunan alan statüsünde.

Sonuç: Olay duyulduğu günden itibaren (2.7.2016) Foça Orak Adası yasadışı yerleşim vukuatı sosyal medyada yayınlandı, SAD ve diğer doğa koruma camiası ile paylaşıldı. Bu yerleşimin tamamen kaldırılmasını teminen, öncelikle şifai olarak konu Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne aktarıldı ve ardından resmi yazı ile konu raporlanarak ilgili Bakanlık birimlerine 10.08.2016 tarihinde gönderildi. Bu yazışmalara herhangi bir cevap alınmayınca, SAD proje ekibi Kasım 2016 da tekrar durumu gündeme taşımış ve gerek sözlü gerekse resmi tekit yazılarla muhatap olabilecek (ilgili) kurumların sayısını artırarak Orak adasındaki yasadışı yapılaşma ve habitat tahribatı başlangıcında da olsa konuyu yakından takip edeceğini ifade etmiştir. Bunun üzerine İzmir Valiliğinden alınan önlemlerle Aralık 2016’da yapıların yıkıldığına ve tamamen ortadan kaldırıldığına ilişkin resmi yazı alınmıştır. ÖDA Savun projesinde SAD’ın bir önemli başarısı olarak kayıtlarımıza eklenmiştir.   Link 1  Link 2 Link 3

İzmir  E-35-Çeşme-Alaçatı-HT01: Haziran 2016 da Çeşme ve Seferihisar Kaymakamlıkları ve Belediyelerinde askıya çıktığı üzere, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü (TVKGM) İzmir’in güneyinde çok önemli doğal alanların eski SİT statülerini değiştirdiklerini ve sıkı korunan derecelerden yapılaşma riskine maruz kalacak düşük dereceleri koruma statüleri getirdiklerini açıkladı. Bu alanlar İzmir’in batısında kalan Çeşme ve Alaçatı kıyıları ile güney batısında kalan Sığacık, Kokar, Kotan, Seferihisar, Doğanbey ve Özdere kıyılarını kapsamakta. 19.02.2013 tarih ve 28564 sayılı “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usül ve Esaslara Dair Yönetmelik” uyarınca yapılan bu düzenleme SAD tarafından incelendiğinde zaten Yönetmelik korunan alan tespit kriterlerine aykırı olduğu anlaşıldı. Zira Yönetmelik tanımlar ve kriterleri içeren maddelerinde bazı önemli hata ve eksikliklerine rağmen, şu andaki mevcut haliyle bile Yönetmeliğin Madde 7 (2) a ve h bendlerini karşılayan kıyıların çoğunlukta olduğu bu kıyılarda yeni planlarda hiçbir Kesin Korunacak Hassas Alan olmaması araştırmacı, korumacı, meslek odaları   ve akademisyenlerin tepkisini çekti. Bu kıyı alanlarında SIT değerlendirme ihalelerini alan şirketlerin Ekosistem Değerlendirme Raporlarını kimlere nasıl yaptırdıkları bilinmiyor. Ayrıca yetkili kurum ve kuruluşların bu Ekosistem Değerlendirme Raporlarını kamuoyu ile paylaştığına dair hiçbir bilgi olmadığı anlaşıldı. SAD, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası – İzmir Şb ve TMMOB Şehir Plancıları Odası – İzmir Şb ile ve ayrıca Doğa Derneği ile istişare ve görüşmelere başladı. SAD Ağustos ayı içinde ÇŞB ile OSB Bakanlıkları ve İzmir Valiliğine resmi bir yazı ile tüm İzmir ili kıyılarında betonlaşmadan korunması gerekli kıyıları koordinatları ile birlikte bir üst yazı ve ekli haritalarla bildirmiştir. Bu arada SAD ÖDA Savun projesi çerçevesinde  ilgili meslek odaları, STK ve akademisyenlerle birlikte toplantılara katıldı ve görüşlerini aktardı. 

Sonuç: Karar verici ve düzenleyici bakanlık olan ÇŞB den görüş ve yorumları beklenmekte. SAD bu arada doğallığını koruyan ve koruma gerektiren İzmir in kalan kıyılarının korunmasına yönelik görüşmelerini devam ettiriyor ve basın ve sosyal medyada konuyu kamuoyuna aktarıyor.  

İzmir  E-35-Seferihisar-HT01: Haziran 2016 da Çeşme ve Seferihisar Kaymakamlıkları ve Belediyelerinde askıya çıktığı üzere, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü (TVKGM) İzmir’in güneyinde çok önemli doğal alanların eski SİT statülerini değiştirdiklerini ve sıkı korunan derecelerden yapılaşma riskine maruz kalacak düşük dereceleri koruma statüleri getirdiklerini açıkladı. Bu alanlar İzmir’in batısında kalan Çeşme ve Alaçatı kıyıları ile güney batısında kalan Sığacık, Kokar, Kotan, Seferihisar, Doğanbey ve Özdere kıyılarını kapsamakta. 19.02.2013 tarih ve 28564 sayılı “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usül ve Esaslara Dair Yönetmelik” uyarınca yapılan bu düzenleme SAD tarafından incelendiğinde zaten Yönetmelik korunan alan tespit kriterlerine aykırı olduğu anlaşıldı. Zira Yönetmelik tanımlar ve kriterleri içeren maddelerinde bazı önemli hata ve eksikliklerine rağmen, şu andaki mevcut haliyle bile Yönetmeliğin Madde 7 (2) a ve h bendlerini karşılayan kıyıların çoğunlukta olduğu bu kıyılarda yeni planlarda hiçbir Kesin Korunacak Hassas Alan olmaması araştırmacı, korumacı, meslek odaları   ve akademisyenlerin tepkisini çekti. Bu kıyı alanlarında SIT değerlendirme ihalelerini alan şirketlerin Ekosistem Değerlendirme Raporlarını kimlere nasıl yaptırdıkları bilinmiyor. Ayrıca yetkili kurum ve kuruluşların bu Ekosistem Değerlendirme Raporlarını kamuoyu ile paylaştığına dair hiçbir bilgi olmadığı anlaşıldı. SAD, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası – İzmir Şb ve TMMOB Şehir Plancıları Odası – İzmir Şb ile ve ayrıca Doğa Derneği ile istişare ve görüşmelere başladı. SAD Ağustos ayı içinde ÇŞB ile OSB Bakanlıkları ve İzmir Valiliğine resmi bir yazı ile tüm İzmir ili kıyılarında betonlaşmadan korunması gerekli kıyıları koordinatları ile birlikte bir üst yazı ve ekli haritalarla bildirmiştir. Bu arada SAD ÖDA Savun projesi çerçevesinde  ilgili meslek odaları, STK ve akademisyenlerle birlikte toplantılara katıldı ve görüşlerini aktardı. 

Sonuç: Karar verici ve düzenleyici bakanlık olan ÇŞB den görüş ve yorumları beklenmekte. SAD bu arada doğallığını koruyan ve koruma gerektiren İzmir in kalan kıyılarının korunmasına yönelik görüşmelerini devam ettiriyor ve basın ve sosyal medyada konuyu kamuoyuna aktarıyor.  

İzmir  E-35-Özdere-HT01: (2014) Ağır yapılaşma baskısı altında olan Özdere Kalemlik Adasının bulunduğu yarımada üzerinde bir kooperatif inşaatı yapıldı. hemen kooperatif inşaatının altında bilinenAkdeniz foku mağarası doğrudan habitat tahribatına maruz kaldı. Önceden bölgede yaşadığı ve ürediği bilinen Akdeniz foklarının bir doğal yaşam alanı daha elden çıktı.  Link 1   

Aydın  E-09-Kuşadası-HT01: (Botanik Park, 2014-2015) 2014 Ekim ayında Kuşadası’nda Botanik Park kıyılarında fok üreme mağarası üzerinde yol ve asansör inşası görüldü ve belgelendi. Bariz olarak bu nadir türün üreme habitatı yok olacağı değerlendirildi. 2015 Nisan ayından itibaren SAD-AFAG öncelikle ivedi bir şekilde yerelde SAD-AFAG Temsilcisi, etkin doğa korumacı STK’lar ve Kuşadalı doğa korumacı kişilerle temasa geçti. 2015 yaz aylarında Kuşadası Belediyesi, Kuşadası Kaymakamlığı, Aydın Valiliği ile Ankara’da ilgili Bakanlıklarla doğrudan temasa geçti. Çok yoğun yazılı ve şifahi temaslarda bulunuldu ve bölgenin illegal kıyı yapılaşması ve habitat tahribatının başladığı 2014 ve 2015 senelerinde bölgede yaşayan Akdeniz foklarının kıyıda ve üreme mağaralarında fotoğrafları paylaşıldı. Ve ivedilikle bu ulusal mevzuat ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olan girişimin durdurulması istendi. 

Sonuç: SAD-AFAG, EKODOSD ve Kuşadası’ndan doğa korumacıların işbirliği sonucunda 2014 den bu yana yapılan ilgili resmi kurumlarla yoğun yazışmalar ve basın haberleri ile fotoğraflı ve videolu raporlamalar ardından kıyı yolu açılması ve asansör inşası 2015 yaz aylarında ilgili merciler tarafından durduruldu. Akdeniz foku üreme mağarası halen aktif ve eskisi gibi bölgede 3 Akdeniz foku hem mağarada hem de civar kıyıda gözlenmekte. Asansör, otelden kıyıya tünel ve yol mühürlenmiş durumda. Link 1   Link 2   Link 3  Link 4

öda savun har3

Muğla  EA-48-Ula-HT01: (2010) Gökova Azmak bölgesi sulak alanı Ferek Mevkii’nde yakın civardaki bir köyün muhtarının bilgisi ve koordinasyonunda kıyı ve deniz alanında kayalarla dolgu çalışması yapıldı tespit edildi. Dolgu çalışmaları esnasında ve ardında görsel dokümantasyon üretildi. Muğla mülga İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne  yazılı resmi dilekçe ile ihbarda bulunuldu.

Sonuç: Yapılan girişimler sonucunda resmi kurumlar tarafından yapılan kıyı dolgu çalışması durduruldu.

Muğla  EA-48-Marmaris-HT01: (Asardibi, 2015-2016) Marmaris Serçe Limanı Asardibi koyu hem arkeolojik hem doğal SİT özellikleri gösteren bir koy. Sadece günübirlik insan kullanımına izin verilmekte ve doğaya zarar vermeden turizme olanak sağlayan bir özelliğe sahip. Ancak son bir sene içinde bazı yasadışı özel işletmeciler tarafından koyun ve kıyıların doğal yapısı mevzuata aykırı şekilde değiştirme girişimleri oldu. Marmarisli doğaya duyarlı vatandaşlar, yerel bir STK (Kıyılar Herkesin İşgale Son) ve SAD Asardibi koyunda bu son dönemde görülen yasadışı yol yapımı, kıyı yapısının iş makineleri ile kırılarak bozulması ve deniz dolgusu gibi faaliyetleri yerinde gördüler ve belgelediler. Raporlar tutularak bu Orman Bakanlığı, Muğla Valiliği ve Marmaris Belediye Başkanlığı’na Nisan ve Mayıs 2016’da resmi yollardan iletildi. Konu ayrıca basına yansıdı.

Sonuç: İlk girişimlerde gerekli işlemler yapılmadı ise de 3. girişim sonucunda Marmaris Belediyesi kıyıdaki yeni yapılar, yollar ve kıyı dolgusu yapan işletmeyi durdurdu. İşletme mühürlendi. STK lar koyu yakından izledi ve ısrarlı yazışma ve ihbarlar sonuç verdi. 20 Mayıs 2016 tarihinde Marmaris Belediyesi Asardibi Koyuna ekiple gelerek kıyıdaki kaçak taş yapılar ile  demir ve ahşaptan yapılmış kapsamlı iskeleyi yıktılar.  Link 1  Link 2  Link 3  Link 4

Muğla  EA-48-Marmaris-HT02: (Kuz Bükü, 2015-2016) ÖDA Savun projesi kapsamında 2106 yılı Mart ayı içinde Bozburun Yarımadası’nda karadan kıyı alanlarında yol olan bölgelerde yapılan ziyaret ve gözlemlerimizde dernek üyelerimiz Muğla ili, Marmaris ilçesi, Bozburun merkeze yakın, sadece balıkçı teknelerin barındığı ufak barınağın bulunduğu Germe Koyu’ndan, ancak denizden ulaşılabildiği anlaşılan Kuz Bükü mevkiine bazı kıyı yapıları ve yüzer iskele inşaası amacıyla inşaat malzemeleri taşımaları yapıldığı gözlenmiş ve çalışan şahıslardan bilgi teyit edilmiş, malzeme transferi yapan şirket tespit edilmiştir. Durum Bozburun Jandarma Karakol Komutanlığı’na telefonla ve Bozburun Zabıtası’na iş yerlerinde yapılan ziyaret kapsamında aktarılmış, her iki birim konuyu tetkik edeceklerini bildirmişlerdir. 5.5.2016 tarihinde SAD ayrıca bunları gecikmeden, sahada alınan görüntülerle bir rapor halinde ilgili resmi kurumlara ileterek doğal ve arkeolojik önemi haiz bu kıyıların korunması için ivedilikle önlemler alınması hususunu aktardı.

Sonuç: 24 Mayıs 2016 tarihli Kültür ve Turizm Bakanlığı cevabi yazısında SAD’ın tespitleri yazı kapsamındaki kıyılarda her tür yasadışı yapılaşma ve doğallığı bozacak faaliyetlerin durdurulması kararının çıktığına dair resmi yazı alındı. Muğla Valiliğince Marmaris Kuz Bükü’nde (ve aşağıda belirtilen Söğüt Limanı’ndaki) kıyı yapılarının yasadışı olduğu ve hemen durdurulması için Muğla Valiliği, Marmaris Kaymakamlığı ve Marmaris Belediyesi Başkanlığı’na yapılan resmi yazışma ile gerekli işlemlerin yapılması istendi. Link 1  Link 2

Muğla  EA-48-Marmaris-HT03: (Söğüt Limanı, 2015-2016) SAD ÖDA Savun projesi kapsamında Nisan 2016’da proje ekibinin yerinde gördüğü üzere Söğüt limanı mevkiinde yapılan gözlemlerde sahil kesimin bittiği bakir tepe yamaçlarında inşası tamamlanmış ve sürmekte olan yapılar tespit edilmiş olup söz konusu bakir kıyı alanlarının Doğal Sit Statüsünde olduğu değerlendirilmektedir. SAD raporunu bir üst yazı ekinde söz konusu yamaç ve üzerindeki yapılar hakkında bilgiler aktarmıştır.

Sonuç: 24 Mayıs 2016 tarihli Kültür ve Turizm Bakanlığı cevabi yazısında SAD’ın tespitleri haklı bulunup bu kıyılarda her tür yasadışı yapılaşma ve doğallığı bozacak faaliyetlerin durdurulması kararının çıktığına dair yazı alındı. Buradaki yapılaşmaların ve kıyı tahribatının hemen durdurulması için Kültür ve Turizm Bakanlığınca, Muğla Valiliği, Marmaris Kaymakamlığı ve Marmaris Belediyesi Başkanlığı’ndan gerekli işlemlerin yapılması istendi. Link 1  Link 2

Muğla  EA-48-Milas-HT01: (Ören, 2014-2016) Muğla ili, Gökova Körfezi’nde Milas ilçesi kıyılarında bir marina inşa edildi. Marina Ören yerleşiminin hemen doğu kıyılarında yapıldı. Normal şartlarda Orman Bak. DKMP tarafından ilgili STK ve Üniversitelere görüş sorulurken bu defa hiçbir görüş alınmadan marina projesi hazırlandı ve kamuoyunun gözünden kaçırılarak süratli bir şekilde inşaatına başlandı ve tamamlandı. Birçok vukuatlı alan takibi sırasında SAD’ın haberini alamadığı ve bu önemli doğal alandaki betonlaşmayı ilgili resmi kurumlara rapor edemeden firma marinayı tamamladı!..

Sonuç: Akdeniz foku yaşam alanlarına bitişik büyük bir kıyı tesisi yapılarak Ören Marina inşa edildi. Marina mendireğinin doğu ucu, Akdeniz foku mağara ve kovuklarının olduğu bölgeye çok yakın bir noktaya uzanmaktadır. SAD-AFAG bölgede Akdeniz foklarının varlığı ve deniz mağaralarının kullanımını takip edecektir.

Muğla  EA-48-Dalyan-HT01: (Dalyan kumsalı, 2015-2016) Muğla Valiliği tarafından Dalyan kumsalında Daçev adlı bir özel işletmeye Büfe İşletme İzni verildi ancak bunun ilerde hatta yakın vadede Dalyan kumsalı üzerinde gittikçe büyüyen yatırımlara dönüşeceği ve alanın hassas ekolojik yapısının ciddi şekilde bozulacağı anlaşıldı. Yerelde yapılan gerçek ve tüzel kişilerin müdahalelerine SAD olarak destek verildi.

Sonuç: Özellikle yerelden yapılan doğa koruma müdahaleleri ve ayrıca hukuki süreç sonucunda Daçev adlı Vakıf’a verilen izin 2015 sonbaharında iptal edildi. Buna rağmen Daçev Köyceğiz’den teknelerle büyük hacimli jeneratörler ve seyyar ahşap yürüme yolları, şezlong ve şemsiyeler bölgeye getirildi. SAD’ın ve yine yerelden STK ların müdahaleleri ve kamuoyu oluşturma çabaları ile Dalyan kumsalındaki tesis Muğla Valiliği tarafından 30 Mayıs 2016 tarihinde jandarma eliyle toplanarak şirketin caretta üreme kumsalından çıkarılması sağlandı. Link 1  Link 2

Antalya  A-07-Kaş-HT01: (2015) Kaş’ın nüfusunu yaklaşık olarak 10 binler seviyesinden 40 binler seviyesine çıkaracak 1/25.000 lik imar planı tüm bölgenin ekolojik varlığını tehdit ediyordu. Yöredeki çok sayıda STK, doğa korumacı gerçek kişi ve hukukçu duruma itiraz etti. Yerelde KASAD (Kaş Sualtı Derneği) ve Kaş Turizm ve Çevre Derneği ile temasta olan SAD Mayıs 2016’da yereldeki bu STK ların isteği üzerine yayınlanacak olan bir manifestoya imza attı. Ve korunması gereken Kaş doğasını ve özellikle kıyılarını koruma yönünde irade gösterdi.

Sonuç: Kaş’tan bir doğa korumacı Avukatın vekalet ettiği davada 11.08.2016 itibari ile mahkemeden 1/25.000 lik yeni İmar Planına karşı Yürütmeyi Durdurma kararı çıktı.  Link 1 

öda savun har4

Mersin  A-33-Yeşilovacık-HT01: (Yeşilovacık Liman, 2012-2016) Yeşilovacık’da aktif ve devamlı anne foklar tarafından kullanılan bir Akdeniz foku üreme mağarasına oldukça yakın bir sanayi limanı inşası bilgisi alındı. SAD resmi olarak toplantılara çağrıldı ve ODTÜ-DBE ve Mersin Üniv. Biyoloji Bölümü ile birlikte görüşler soruldu. Her üç kurumda 2012’de DKMP’de yapılan toplantılarda söz konusu projenin Akdeniz foku ve yaşam alanlarına önemli ölçüde olumsuz etki yaratacağını belirtti. Orman Bak. DKMP Gn Md lüğünden ÇED Planlama Gn Md lüğüne nasıl bir olumlu yanıt gittiği bilinmemekle birlikte Çevre Bakanlığı projeye onay verdi ve 2013’de yoğun inşaat çalışmaları başladı. SAD Çevre Bak. na karşı dava açtı. ODTÜ-DBE Bern Sekreteryasına şikayet formu düzenledi ve resmen başvurdu. Liman kıyıdaki başlangıcından aktif fok mağarasına yaklaşık 800 metre (en uzak) ve terminal deniz yapısının ortalarından yaklaşık 650 metre mesafede.

Sonuç: Tüm itirazlara rağmen mahkeme sürerken liman ve terminal inşaatı yasadışı şekilde başladı ve devam etti. Link 1  Link 2 

Mersin  A-33-Aydıncık-HT01: (Soğuksu, 2015) Aydıncık Soğuksu mevkiinde kıyı yolu yapımı, Kıyı Kanunu ihlali, Kültürel Varlıklar Kanunu ihlali, 1. derece Doğal SİT ve Arkeolojik SİT alanına zarar verilmesi. Soğuksu ile Saplı Ada arasında tam kıyıdan iş makineleri ile yaklaşık 1 km. uzunluğunda bir yol açıldığı görüldü. Soğuksu’dan doğuda ve Saplı Ada’dan batıda kıyı alanı Akdeniz foku yaşam alanıdır. Özellikle Saplı Ada batısında bilinen bir Akdeniz foku üreme habitatı olduğu bilinmekte olup, bu raporlarda yansıtıldı. SAD bu açılan yol ile bölgede gerek doğal gerek arkeolojik olarak kıyının çok büyük bir tahribata maruz kalacağını öngördü. Bu gelişmeler üzerine 2015 yaz aylarında SAD gecikmeden gerek şifahi gerekse raporlarla destekli üst yazılarla birçok girişimde bulundu. Ayrıca Aydıncık Savcılığına Belediye Başkanı hakkında yasadışı faaliyetlerinden dolayı suç duyurusunda bulundu.

Sonuç: Soğuksu kumsalından (doğal su kaynağı başlangıç noktasından) başlayan kıyı tahribatı iş makineleri Saplı Ada önünde çalışırken durduruldu. Yol kırılmış doğal kıyı üzerinde bitirilmeden tamamen durdu. Ayrıca SAD tarafından, işlemleri başlatan Belediye Başkanı hakkında savcılığa suç duyurusunda yapmış olduğundan İçişleri Bakanlığınca Belediye Başkanı hakkında soruşturma süreci devam ediyor.  Link 1  Link 2

Mersin  A-33-Aydıncık-HT02: (Sarı Yalak, Çakıllı Dönme mevki, 2015-2016) Aydıncık Yenikaş’ta 2016 Şubat ayındaki saha çalışmamızda ücra Akdeniz foku üreme habitatı yakınlarında denizden Sarı Yalak mevkiinde (karayolundan Çakıllı Dönme mevkii) asfalt yoldan 30 metre kadar içerde çam ormanı içinde ve sarp kayalık tepe üzerinde insan faaliyetlerini ve kullanım baskısını ciddi şekilde artıracak betonlaşma başladığı görüldü. Ve buna paralel olarak bu sarp tepeden deniz kıyısına orman içinde çam ağaçlar kesilerek ve kayalar kırılarak stabilize yol açma girişimi de görüldü. Gerek SAD-AFAG gerekse bölgede bilimsel araştırmalar yapan ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü buradaki doğal kıyıların Türkiye’deki en önemli Akdeniz foku yaşam alanları olduğunu makale ve raporlara yansıtmış ve bunları ilgili resmi kurumlara iletmişti. Ancak Şubat 2016 itibariyle buna rağmen kimler tarafından başlatıldığı bilinmeyen kişilerce iş makineleri ile hiçbir izne tabi olmadan Kıyı Kanunu ihlalleri tespit edilmiş ve görüntülerle SAD tarafından raporlanmıştır. Bu anlamda Çakıllı Dönme mevkiinde Sarı Yalak kıyılarının ileride geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde tahrip olacağı aşikardır. 

Sonuç: Kıyıya tepeden indirilmeye çalışılan stabilize yol yapımı 2016 Haziran başı itibariyle bitmiş ve kıyıya indiği görülmüştür. SAD bölgeyi her an izlemekte olup, bu konuda ÖDA Savun Projesi kapsamında Mersin Valiliği, Orman ve Suişleri Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına 12.06.2016 tarihli yazımız ile gerekli bilgilendirme ve yazışmalar yapılmıştır. Yazışmalar ve bölgede yerinde yapılan inceleme ve görüşmelerle henüz toprak haliyle duran yolların önü kayalarla kapatılması sağlandı ve yolların aşağıya indirilmeyeceği belirtildi. Ayrıca bölgeye getirilen 20 kadar elektrik direği söz konusu doğallığını koruyan kıyılardan kamyonlarla tekrar geri alındı ve Aydıncık ilçe merkezine nakledildi. İnşaat çalışmaları Haziran sonu itibari ile durmuş durumda.  Link 1  Link 2  Video Link 1

Mersin  A-33-Aydıncık-HT03: (Aydıncık kumsalına marina, 2012-2016) Aydıncık kumsalı üzerini de kaplayacak şekilde bölgede bir marina konusu uzun zamandır gündemde idi. Bölgedeki Akdeniz foklarının yaşam alanlarından dolayı oldukça hassas bir konu olduğu yetkililere önceden vurgulanmıştı. Gerek SAD-AFAG gerekse ODTÜ-DBE bölgenin turizm alanı olması durumunda müthiş bir kalabalık ve insan baskısı olacağını defaten belirttiler. Aydıncık Belediye Başkanlığı’nın Aydıncık SÜ Koop. ne bir yazı yazarak bölgede fokların varlıkları ve hatta üredikleri çok iyi bilindiği halde fokların varlığını sorgulatacak bir resmi yazı yazdıkları anlaşılmıştır. SÜ Koop. ise kimisi sahte olan imzalarla yöredeki balıkçılara “bölgede fok yoktur ve son zamanlarda hiç rastlanmamaktadır” şeklinde gerçeği yansıtmayan başka bir deyişle devleti ve kamuoyunu yanıltan gerçek dışı bir bilgi içeren cevabi yazışmada bulunmuştur. Bu belgeleri temin eden SAD-AFAG gerek Orman Su İşleri Bakanlığı DKMP ve gerekse Mersin Valiliği bünyesinde bu gerçek dışı ve bilime aykırı beyanatları tespit ettiğini ve konunun hassasiyetle üzerinde duracağını beyan etmiştir. Öte yandan Aydıncık kumsalı, doğusunda Yelkenli Ada mevki ve civar kıyılar ile batısında Soğuksu kıyıları Akdeniz foklarının en çok dolaştıkları yerler olduğu video ve fotoğraflarla belgelenerek ispatlandı, yanı sıra tam marina yapılacak yere çıkan yavru fok Uzay Ece SAD-AFAG tarafından bakımı ve ilk yardımı yapılarak 2010’da Yelken Ada mevkinde kıyı sularda annesiyle buluşturuldu.

Sonuç: SAD’ın elde ettiği bazı rapor ve yazışmaların açıklanması ile bazı gerçeklerin ortaya çıkması ve konunun açıkça tartışılır hale gelmesinden sonra Aydıncık kumsalını kaplayacak marina inşa projesi hayata geçemedi ve şu ana kadar yapılmadı.  Link 1  Link 2  Link 3

Mersin  A-33-Gülnar-HT01: (2016) Mersin Gülnar’dan temasta olduğumuz yöre halkı tarafından yapılan Nisan 2016’daki ilk bilgilendirme neticesinde, Gülnar ilçesi kıyı kesiminde Ulu Otel önü Boncuklu Ada mevkiinde, dışarıdan getirilerek büyük beton bloklarının kıyıya yığıldığı, ayrıca iş makinelerinin doğal kayalıklar üzerinde çalıştıkları ve kayaları kepçeyle parçaladıkları görüldü ve görüntülendi. Bu arada kıyıda deniz dibinden kaya parçalarının alınarak, “kordon boyu” yapılması düşünülen kıyıda kayalıklar arasındaki boşlukları deniz dibinden alınan kaya parçaları ile doldurdukları görüldü ve kaydedildi. Süreç Mersin’den dernek temsilcilerinin de katılımı ile olay fotoğraf ve videolar ile görüntülendi. SAD’ın ÖDA Savun projesi kapsamında yazdığı rapor üst yazı ekinde ilgili resmi kurumlara iletildi, Kıyı Kanunu ihlali olduğu açıklandı. Ayrıca dernek merkezinden Gülnar Jandarma Komutanlığı’na şifahi olarak ihbar yapıldı, gerekli açıklamalarda bulunuldu.

Sonuç: Yine 2016 Nisan ayı içinde, Mersin Valiliği ve yerel Jandarma kolluk kuvvetleri aracılığı ile buradaki yasadışı kıyı tahribatı gecikmeden ve ileri boyutlara varmadan durduruldu. Kıyı Kanunu ihlali devam etmesi riskine karşın, alan SAD temsilcileri, ÖDA Savun proje ekibi ve yöre halkı tarafından belirli dönemlerde izleniyor ve fotoğraflanıyor. Link 1

Hatay  A-31-Yayladağ-HT01: (2014-2016) Konunun öncesi 2014 olmasına karşın, proje yürütülmesi sırasında bir bilgilendirme ile sorun ilk olarak 2016 Mayıs ayında dosyalarımız arasına girdi. Samandağ ile Yayladağ sınırında, iki çok önemli üreme mağarası olan Akdeniz foku yaşam alanlarının ve aynı zamanda dünyadaki en önemli Yeşil deniz kaplumbağası Chelonia mydas üreme kumsallarından birinin tam kalbinde çimento fabrikası ve kıyıda endüstriyel liman inşası.

Sonuç: ODTÜ-DBE, bölgeden doğa korumacı inisiyatifi alan vatandaşlar ilk müdahalelerde ve gerekçeli itirazlarında bulundular. Konu çok tartışmalı. SAD-AFAG gerekli temel bilgileri ODTÜ-DBE araştırmacılarından ve yöre halkından aldı. Ancak daha detaylı bilgiye gereksinim var. İlgili mercilere konu detaylı olarak raporlanacak ve gereğinin yapılması talep edilecek. Link 1  Link 2

Türkiye  T-Akdeniz Foku Mağaraları-MR03: (2016) Özellikle son 5-6 yıldır, bu maddenin tur tekneleri ve yüzerek girenler tarafından ciddi anlamda sulandırıldığı fark edildi. Bir kesim, Akdeniz foklarının ciddi şekilde ürktüklerini ve terk etmecesine mağaradan kaçtıklarını gördükleri halde önceki Tebliğ maddesinin “yüzerek veya tekne veya şişme botlarla fok mağaralarına girilmesine” engel olmadığını inatla iddia etmeye devam etti. Oysa belli ki, dalgıçların rahatsız edebildiği ortamda yüzerek veya teknelerle/botlarla girenler daha fazla rahatsız vereceklerdir. Bu kendilerince hukuki boşluğu kullananlara SAD-AFAG tarafından defalarca fok mağaralarının türün devamı için ne kadar önemli olduğu ve son sığınaklarında rahatsız edilmelerinin hayati bir yanlışlık olduğu aktarılmasına rağmen yanlışı savunmaya ve eylemlerde bulunmaya devam ettiler. 

Sonuç: Akdeniz foklarına mağaralarında verilen insan baskısı rahatsızlığı üzerine yürürlükte olan mevcut Su Ürünleri Avcılığı Tebliğ maddesi SAD-AFAG’ın 5 Ocak 2016’da önerdiği şekilde kabul edildi ve Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından 13 Ağustos 2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak Tebliğde yerini aldı.Tadil edilen maddeye göre; “Akdeniz Fokunun yaşadıkları sualtı veya su üstü girişli kıyı mağaralarında ışık kullanmak, her türlü vasıta ile dalış yapmak, yüzerek veya herhangi bir deniz vasıtasıyla girmek, mağara girişlerinde beklemek, demirlemek yasaktır.  Link 1  Link 2

***

© 2015-2016 SAD-AFAG
Saha verileri : Cem O. Kıraç, N. Ozan Veryeri, Mehmet Sarı ve Ceyhun Ekinci     GIS Haritalar : Dr. Gökhan Kaboğlu, Vahit Alan       ÖDA Savun Logo: Çağlar Cebeci
Proje web sitesindeki tüm bilgilerin her hakkı mahfuzdur. Sayfa adresi linki paylaşımı yapılabilir. Ancak Resmi Kurumların faydalanmaları ve kendi kullanımları haricinde bilgiler kopyalanamaz. Referans verilerek alıntı yapılabilir. Bu konuda daha detaylı bilgi talebi olur ise, lütfen e-posta yoluyla yazılı olarak sad@sad.org.tr adresinden temasa geçiniz.
Önerilen referans:
Kıraç C.O. ve Veryeri N.O. 2016. Türkiye Kıyılarında Önemli Doğa Alanlarının Korunması ve Savunması; Vukuatlı Kıyı Alanları 1. Yıl Ara Raporu. SAD – Sualtı Araştırmaları Derneği. 31 Ağustos 2016. Ankara 

ODA_LOGO_JPEG

***

%d blogcu bunu beğendi: