ÖNEMLİ DOĞA ALANLARINI SAVUN

Başlangıç » Genel » KORUNAN ALANLAR MEVZUATI PANELİ SONUÇ BİLDİRGESİ

KORUNAN ALANLAR MEVZUATI PANELİ SONUÇ BİLDİRGESİ

Etiketler

24 Mart 2017’de İzmir’de yapılan SAD ve EÜ-ÇEVSEM beraberliğinde 6 panelistle ile gerçekleşen “Korunan Alanlar Mevzuatı ve Yeni SİT Düzenlemeleri” Paneli başarıyla tamamlandı. Yaklaşık 60 katılımcı ile gerçekleşen panelin sonuç bildirgesi buradan takip edilebilir.

***

KORUNAN ALANLAR MEVZUATI VE SİT ALANLARI YENİ DÜZENLEMELERİ PANELİ SONUÇ ÇIKTILARI

Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Sualtı Araştırmaları Derneği

24 Mart 2017, İzmir

–         Korunan Alanlar Mevzuatı ve Yeni SİT düzenlemeleri konusu ülkemizde ilgili doğa koruma sivil toplum gönüllü kuruluşları, meslek odaları, üniversiteler ve ülkemizin doğal yaşam alanlarının korunmasına gönül vermiş bireylerce yakından ve büyük ilgiyle takip edilmektedir.

–          Korunan Alanlar Mevzuatı ve Yeni SİT düzenlemeleri, kaygı duyulan hususların devam etmesi durumunda, bozulmamış doğal yaşam alanlarını içeren kıyı alanlarında sanıldığından da fazla ciddi ve geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceği yönünde genel bir görüş vardır.

–     Türkiye’de kıyı alanları ekonomik faaliyetler ve insan dağılımı açısından en yoğun bölgelerdir. Pek çok sektör ve aktivite kıyı alanlarında yer arayışı ve çatışma içindedir. Ekonomik üretim alanlarının kıyı alanları dışında yaygınlaştırılması, kıyı alanları üzerinde yoğunlaşan baskıların yönetimi ve yumuşatılması açısından büyük önem taşımaktadır.

–        Öte yandan turizme ve kalkınmaya karşı olunmadığı konusu tüm katılımcılarla panelde net vurgulanmıştır. Dünyadan da bilinen örnekleri ile kalkınmanın ve doğa korumanın birbirine zıt kavramlar olmadığının farkındalığı belirtilmiştir.

–         Ancak, genel kıyılarımız oranında zaten çok az kalan ve nadide kıyı alanlarının çok hassas ve titiz süreçlerle incelenmesi, planlanması ve koruma statülerine kavuşması gerektiğinin şart olduğu yönünde mutabakata varılmıştır.

–         Korunan Alanlar Tespit Tescil Yönetmeliği ile bu yönetmeliğin esasını teşkil eden teknik kriterlerin ve ayrıca yaptırılan ve halen süregelen tüm “4 mevsim ekolojik temelli bilimsel araştırmalar” ın, ilgili uzmanlaşmış paydaşların da dahil edildiği grupların görüşleri alınarak aksaklık oluşturabilecek bazı hususlarının yeniden ele alınması ve uygun şekilde revize edilmesinin önemli ve çok faydalı olacağı mütalaa edilmektedir,

–         Özellikle 4 mevsim ekolojik tabanlı bilimsel araştırmalarda atlanan yanlış eksik ve yanıltıcı bilgilerin çok fazla göze çarptığı görülmekte olup, bu raporların konularında ihtisaslaşmış ve konularında uzun yıllardır çalışmaları olan ve bilimsel yayınları yer alan STK, akademik camia üyeleri ve diğer uzman gerçek tüzel kişilerin görüşlerine danışılması gerektiği,

–         Kıyı alanlarında planlama ve korunan alanların tespiti tescili yönünde şu ana kadar önceki dönemlerde yapılan tüm bilimsel araştırma, izleme ve koruma çalışmalarında sağlıklı planlama yapmaya yetecek ölçüde veri üretildiği ve bunların ilgili birimlerle paylaşıldığı konusuna değinilmiştir. Başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı olmak üzere ilgili Bakanlıkların konularında ihtisaslaşmış STK’lar, üniversiteler ve meslek odalarından ülkemiz kıyı alanlarındaki biyolojik çeşitlilik, türlerin dağılımı, hassas ve korunması gerekli alanlar hakkında yazılı görüş istediği ve verilerin ilgili birimlere aktarıldığı dile getirilmiştir.

–         Öte yandan bazı Bakanlıkların ve bunların taşra teşkilatlarının üniversite ve STK’lara araştırma izleme projeleri yaptırdığı ve bunların sonuçlarının da ilgili birimlerde mevcut olduğu dile getirildi.

–         Korunan Alanların Planlanması ve SİT alanlarının yeniden düzenlenmesi aşamalarına ihtisaslaşma alanları çerçevesinde müdahil olunabilir.

–         Bilim insanları, STK’lar, meslek odaları, kent konseyleri velhasıl kendini sorumlu hisseden gerçek ve tüzel tüm kişiler görüşlerini, düşüncelerini, dayanaklarını sözlü ve yazılı olarak ilgili resmi kurumlara iletmelidir.

–          Ayrı ve bağımsız olarak ne kadar çok yazılı görüşler ilgili birimlere aktarılır ise doğal alanların korunmasında doğa koruma cephesi o kadar çok sesini duyurmuş olacaktır.

–          Uygulamada karar verme süreçlerini belirleyen ekolojik varlıklar ve habitatlar veri tabanları genel kabul görmeli ve güncel olmalıdır.

–          Önceki yıllarda yapılan tüm bilimsel çalışmaların “4 mevsim ekolojik temelli bilimsel araştırmalar” kapsamında dikkate alınması gerektiği; Bitki varlığının popülasyon ve dağılımı öncelikli önemde olması gerektiği; Zamana göre değişen ekosistem süreçleri temsil edilmesi gerektiği; IUCN kriterlerine göre tehlike altında olan canlıların dağılımlarının net bir şekilde önceki bilimsel çalışmalardan yararlanılarak “4 mevsim ekolojik temelli bilimsel çalışmalara” dahil edilmesi gerektiği; Plan revize edilen alanların içinde bulunduğu bütünlük içinde ele alınması gerektiği; ülke genelinde türlerin bolluk ve sıklık değerleri dikkate alınması ve temsil kapasitesi nitelikli güncel bilgiler esas alınmalıdır.

–         Alanlar üzerindeki potansiyel tehdit senaryoları (örneğin ekonomik ve sosyal baskılar, rant olgusu) temsil edilmelidir.

–         Korumanın ve kullanmanın  nasıl uygulanacağı açık ve net olup, yoruma dayalı olmamalıdır.

–         Bakir ve doğallığını koruyan kıyılarda doğal yaşam alanları korumadan taviz vermeden ele alınmalıdır.

–         Geçmişten gelen tecrübeler, referans alanlar kapsamında örnek alınabilir.

–         Peyzaj ve özgün jeolojik oluşumlar nitelikli şekilde temsil edilmelidir.

–         4 mevsim ekolojik temelli bilimsel araştırmalarda uzman görüşü kalitesi nitelikli olmalı ve her canlı grubu için saygınlığı kabul edilen, geçmiş çalışmaları ve yayınları olan akademisyen uzmanların görevlendirilmesi bir ön koşul olmalıdır. Bu araştırma çalışma raporlarının kalitesi ve doğruluklarının genel kabul görmesi çok önemlidir. Haliyle raporların tekrar değerlendirilmesi ve gerekirse kabul edilmeyerek araştırmaların tekrarı yoluna gidilmesi de göz önünde bulundurulmalıdır. Bunları teminen söz konusu araştırma raporlarının ilk iş olarak kamu ve bilim camiası ile açıkça paylaşılması gerektiği değerlendirilmektedir.

–         Biyolojik çeşitlilik ile ilgili tehditler ve yeni küresel değişimler temsil edilmelidir.

–         Planların Uluslararası sözleşmelere aykırılık göstermemesi gerektiği, aksine taraf olduğumuz sözleşmelerle uyum içinde olmalıdır.

–         Yapılan revizyonda, amacı doğa koruma olan alanların değerlendirmelerinde anlaşmazlık durumunda, doğa koruması öncelik taşımalıdır.


Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: